2017/04/07

Sakura Zensen

Yaşanarak öğrenilen her ne varsa son derece kalıcı oluyor ve bir daha unutulmuyor. Bu bağlamda bendeki ilk sırada sakuralar var...

Hava şartları ne olursa olsun çiçeklerinin dallarda taş çatlasa
10-12 gün kadar kaldığını yaşayarak öğrenmiştim. Çılgınca yağan bir yağmurdan bile etkilenmeyip o süreci sağlıklı bir şekilde geçirdiklerini, tüm güzellikleriyle açtıkları en olgun, en muhteşem hallerindeyken aniden dallardan yere düştüklerini de.

Mükemmel bir güzellik ve olgunluk, ani ve acısız bir yok oluş
Samuray ruhu taşıyan Japonlar için ölümle yaşamın birlikteliğidir sakura. Kutsaldır, göründüğü kadar uzun olmayan, çabucak biten yaşamın simgesidir. Sakura çiçeklerinin sunduğu güzellikte 'ani ölüm' olgusunu da gördüklerinden, çiçek açış zamanını yüzyıllardır bir gelenek olarak kutsuyorlar. Aynı zamanda bahara görkemli bir başlangıç yapmak adına oldukça önemli bir ağaç onlar için.

Geçen yıl bu tarihte ağaçlar tamamen çiçeklerle kaplıyken bu yıl henüz açamadılar. Yapraklardaki ilk tomurcuklanmanın başladığı günden bu yana neredeyse 20 gün geçti, halen tek çiçek yok üzerlerinde. Ortalama on gün olan çiçek ömürleri göz önüne alındığında oldukça şaşırtıcı bir durum.
Kış şartları ağır geçtiği için olabilir bu gecikme, kim bilir. Küresel ısınma nedeniyle her yıl farklı tarihlerde gerçekleştiği bilgisi de vardı çünkü. Sakura Zensen'i oldukça önemseyen ve kaçırmak istemeyen Japonlar için meteorolojinin sıkı bir şekilde takipte olduğunu biliyor muydunuz? Çiçek açma tarihleri tüm şehirlere göre bu şekilde(Tık Tık) önceden tespit edilip halka bildiriliyor. 1 yıl önceki tarihlere bakacak olursak onlarda da gecikme var.

Blogda Nisan ayının ilk haftasını bahar çiçeklerine ayırmak bir yıldönümü geleneği'dir bende.
Son üç yıldır sakuralar başrolde. Bu yıl kaçırmak şöyle dursun, en başından yakaladım.
O halde, sakuranın gelişim evrelerini merak edenler için gelsin #sakuratime 🌸🌸😊

2017/03/29

Gotik Edebiyat ve Bir Deha: Edgar Allan Poe

Edebiyatta fon olarak korku ve karanlığın hakim olduğu, mistik olayların yanı sıra derin kişilik çatışmalarını da kapsayan gotik türün en güçlü ismi hiç şüphesiz ki Amerikalı şair, yazar ve eleştirmen Edgar Allan Poe'dur.
Gotik türdeki edebi eserlerin kahramanları acı, keder, yalnızlık ve umutsuzluk benzeri duyguları çok derin yaşayan kimlikler.

Hastalık, yoksulluk, alkol bağımlılığıyla geçen ve 40 yıl süren kısacık hayatına sarsıcı şiirler, edebiyat dünyasında çığır açan hikâyeler ve kuramsal yazılar sığdırmış Poe. Ölümünün üzerinden 1 buçuk asır geçmesine rağmen eserleri halen güncelliğini koruyor. Üstelik yalnızca gotik türün sevenleri tarafından değil, tüm dünya tarafından sevilerek, benimsenerek okunuyor, en çok okunanlar arasında başı çekiyor...

Ölüm olgusu Poe'nun yaşamını tam üç kez sarsıcı biçimde bölmüş, daha 3 yaşındayken ikisi de birer tiyatro oyuncusu olan anne ve babasını art arda kaybedişi, eşinin çok genç yaşta vefatı ''ölüm'' imgesini yaşamı boyunca ayrılmaz bir bütün olarak beyninin kıvrımlarına yerleştirmiş. Yazgısına müdahale etmiş ölüm. Kimsesiz, yoksul, umutsuz bir birey olarak onu dış dünyadan nefret etmeye sürüklemiş. Bu yüzden şiirlerinde ve öykülerinde mistik bir dünya yaratıp gizemli olana yer vermiş.

2017/03/27

Kediler - Market Arabaları

Kedilere olan sempatim gün geçtikçe artıyor. Sevimli halleriyle evlerin olduğu kadar sokakların da vazgeçilmezleri onlar. Görmüş olduğum şu manzara ne kadar hoşuma gitti anlatamam.
Park halindeki motosikletin üzerine çıkmış, sahibinin gelmesini bekliyor sanki. Hem de hiç kıpırdamadan. Adam gelince ''Abi beni bir tur gezdirsene!'' diyecekmiş gibi duruyor orada:)

Bu sevimli sahneyi anı olarak fotoğraflamak istedim tabii. Her zamanki gibi ''Pisi pisi'' diyerek bakmasını sağlayacağım önce. O da nesi? Kedicik gözlerini açıp bir türlü bakamıyor. Tam ''Herhalde gözleri rahatsız'' diye büyük bir üzüntüyle dolmuştum ki hemen imdadıma biri yetişti: ''Kediler güneşte bakamaz!'' Doğruydu galiba. Kedicik başını azıcık sağa çevirince güneşten kurtuldu ve normale dönüştü. Ben de böyle bir durumu yaşayarak öğrenmiş oldum: Kedileri güneşte asla zorlamamak gerek...

2017/03/26

Yunan Mitolojisinde Demeter Efsanesi - Mevsim Döngüsü

Eski Yunanlılar, yeryüzündeki mevsimsel değişikliklerin sebebini ararken tanrıça Demeter ile ilgili hikâyeler kurgulamış. Doğanın sergilediği değişiklikleri ona bağlamış.
Demeter'in kim olduğunu bilmeyenler için durum biraz karışık aslında. Çünkü tanrılar tanrısı Zeus'un hem kız kardeşi hem de ondan hamile kalıp Persephone'yi doğuran tanrıça!
Yunan mitolojisinde tarımın, bereketin, mevsimlerin ve anne sevgisinin tanrıçası. Homeros'un destanlarında geçiyor. Demeter, insanlara toprağı ekip biçmeyi öğreten, ekinleri, özellikle de buğdayı simgeleyen bir tanrıça.
Öyleyse, bugün çektiğim bahar fotoğrafları eşliğinde Demeter'e atfedilen ve mevsim döngüsünün nedenini anlatan mitolojik hikâyeye geçelim hemen.
Yeryüzünün ilk kurulduğu çağlarda yalnızca yaz vardı. Her taraf yeşillikler ve çiçekler içindeydi. Demeter'in güzel kızı Persephone bir gün kırlardan çiçek toplarken yeraltı dünyası tanrısı Hades tarafından kaçırılıp kendi ülkesine götürüldü..

Hades, Zeus'un erkek kardeşi. Zeus yeryüzü hâkimiyetini kardeşleriyle paylaşırken kendisine gökyüzü, Poseidon'a denizler ve Hades'e de yeraltı düşmüştü. Hades artık ölüler ülkesi tanrısıydı. "Hades" kelime olarak ''görünmez'' anlamında. Onu görünmez yapan bir miğferi ve iki uçlu bir asası vardı. Yeraltında bulunan madenler ve hazineler nedeniyle ''Zenginlik Tanrısı'' olarak da adlandırılıyordu. Yeraltının tüm hazineleri Hades'e ait olduğu için Romalılar tarafından adı ''varlıklı'' anlamında ''Pluton'' olarak değiştirildi.

2017/03/19

Bir Pazar Günü Gezintisi - Baharı Duyumsamak

Güneşli bir pazar günüydü bugün. Hava ne sıcak ne soğuk, tam istediğim gibiydi.
Keşke dört mevsim aynen bu şekilde devam etse, diye düşünmeden edemiyor insan.
Ardından da 'Kavurucu sıcaklar kapıda mı acaba yine?' benzeri sorular geliyor akla ve moraller bozuluyor. Biliyorsunuz, ülkemizde ilkbahar çok kısa sürüyor.
En iyisi yapılacak işleri bir-iki saat erteleyip kendini hemen dışarı atmak ve bu güzel havada baharı duyumsamaktı.

İyi ki çıkmışım. Mis gibi bahar çiçeği kokularının her yanı sarmalayıp zirve yaptığı bir günmüş aynı zamanda. Geçtiğim her sokaktan farklı bir parfüm kokusu geliyor gibiydi. Erik ağacı bile harika kokular çıkarıyormuş, onu öğrendim bugün. Doğanın terapi etkisi kendini gösterdi yine. Gözüm, gönlüm, ruhum şenlenmiş, bir miktar deşarj olmuş biçimde eve döndüm. Malum, ülkenin iç daraltmayı da aşıp boğmaya çalışan gündemi eşliğinde beden ve ruh sağlığını elden geldiğince korumak gerek.

2017/03/18

Avustralyalı Annenin Ata'ya Mektubu

Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün komutanlığında yazılan ve yalnızca Anadolu için değil, dünya tarihinde de önemli bir dönüm noktası olan ''destansı'' Çanakkale Zaferimizin
102. yıldönümü bugün. Kutlu olsun.
''Yurtta sulh, cihanda sulh'' ilkesiyle hareket eden Atatürk, temeli Çanakkale'de atılmış barışa dayalı dış politika felsefesiyle yalnızca yeni kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti'ne saygınlık kazandırmakla kalmadı. Bütün dünyaya örnek teşkil etti.

Bu bağlamda Atamızın, Anadolu'yu işgale gelip topraklarımızda can veren Anzak askerleri ve annelerine hitaben söylediği göz yaşartan, iç titreten sözlerini anımsatmak istiyorum öncelikle:

''Bu memleketin topraklarında kanlarını döken kahramanlar!
Burada, dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz.
Sizler, Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız.
Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar!
Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır.
Huzur içindedirler ve rahat uyuyacaklardır.
Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.''

Atatürk, 1934

2017/03/09

Mimozalar ve Kadınlar

Mimozanın bir çiçek adı olduğunu biliyordum da nasıl bir çiçek olduğunu öğrenmek bugüne kısmetmiş.
Bilirsiniz, bazı meyve ağaçlarının dışında mart ayı başında çiçek açmış fazla ağaç yoktur etrafta. Bugün geçtiğim yolda büyük salkımlar halinde açmış sarı çiçekleri olan ve tüm canlılığıyla parlayan ağaçlar dikkatimi çekti. Bu ağaçları daha önce de görmüşüm fakat hiç önemsememişim, ne garip! Fotoğrafını çekip Google Görseller'de aratınca sadece mimoza olduklarını değil, konuyla ilgili ne kadar cahil kaldığımı da öğrendim.

Mimoza; çiçekleri sarı, bazı türleri beyaz ya da menekşe rengi olabilen, yaprakları akasya yaprağına benzeyen baklagillerden bir süs bitkisi olarak geçiyor. İsmi hemen hemen tüm dünya dillerinde aynı. Örneğin, Arapça ve Rusçada ''mimoza'', Japonca ve İtalyancada ''mimosa''. Kökeni Latince ''taklit etmek'' anlamındaki ''mimus''tan geliyor. ''Mimosa''nın anlamı ise ''taklitçi''...

Peki ama bir bitkiye neden böyle bir isim verilsin?
Çünkü ona dokunulduğu zaman yapraklarını kapatıyor. Evet, böyle şaşırtıcı bir hareket sergiliyor. İşte bu yüzden hassas, alıngan ya da utangaç olduğunu onaylayıp ''mimoza'' adını vermiş ona pek çok ülke. Bizim dilimizdeki bir diğer adı ''küstüm çiçeği''. Dokunulduğu zaman yapraklarını katlayıp içeri çekmesi ve aşağı sarkıtması çiçek dilinde ''fazla alıngan'' anlamına geliyormuş.