2012/04/14

John Lennon-Yoko Ono Aşkı

''Efsanevi Aşklar'' diye bir seriye başlasam aklıma ilk gelecek olan ''John Lennon-Yoko Ono'' çiftidir kesinlikle.
Onlar ki gerek görüntüleri gerekse yaşadıkları ilişkinin detaylarıyla milyarlarca insanın beynine adeta kazındılar ve kazınmaya devam ediyorlar.
O yüzden; birileri bana ''Yoko Ono'nun bir resmini çiz,'' dese, elime kağıt kalem alır, kısa bir sürede hiç zorlanmadan aynısını çizebilirim. Siyah elbiseler içinde, kısa boylu, sıradan görüntülü, hatta çirkin diyebileceğimiz bu Japon kadının, günlerce taranmamış hissi veren o upuzun siyah saçlarından başlarım öncelikle. Gözlerine kocaman bir güneş gözlüğü kondurmam da gerekebilir. Ama net olarak bildiğim bir şey varsa; çizeceğim kadın kesinlikle gülümsemeyecektir.

Yoko Ono, aristokrat bir Japon ailenin Amerika'ya üniversite okumaya gelmiş kızı. Dünyanın bugüne kadar gelmiş geçmiş en iyi grubu olarak bilinen efsanevi Beatles'ın kurucusu ve aynı zamanda solisti olan John Lennon, kendinden yedi yaş büyük bu kadına nasıl âşık oldu? ''Hazreti İsa’dan daha popüleriz,'' deyip İsa'ya kafa tutarken kilisenin ayaklanması, muhafazakarların ateş püskürmesi bile umurunda değilken nasıl oldu da bırakın Yoko'ya kafa tutmayı, sırf onun kalbinde taht kurabilmek için müzik çizgisini değiştirip Beatles'ı dağıttı?

Lennon onu beyninin ya da ruhunun neresine oturttu da böylesine gösterişsiz bir kadın 20. yüzyılın en efsanevi ve de trajik aşkında rol aldı? Nasıl oldu da bu kadar sıradan bir kadının dünya barışı için ürettiği acayip projeler uğruna olağanüstü yeteneklerini bir yana itip savaş karşıtı filmler, şarkılar yaptı, bildiriler okudu, onunla birlik olup Vietnam savaşını protesto amaçlı yığınla çıplak fotoğraf çektirebildi??

Bu soruların yanıtını arayacak olursanız;
''Aşkın bir erkekte yarattığı en büyük zaaf kadını tarafından onaylanmak arzusudur,'' cümlesiyle karşılaşacaksınız.

Öyle miydi gerçekten?

Yoksa erken yaşta kaybettiği annesine özleminin bir yansıması mıydı Yoko? Ya da hepimizin hayatında bir şekilde yer eden ''anne onayı'' ihtiyacının ondaki karşılığı mıydı?

Dünyadaki Beatles fanatiklerinden hiçbirinin sevmediği ve adını ''Japon Cadısı'' koyduğu Yoko Ono uğruna, Kraliçe’nin Beatles üyelerine verdiği şeref madalyasını -İngiltere’nin dış politikasını protesto amacıyla- iade edecek kadar mı büyüktü ona olan aşkı?

Yaşananlara tüm dünya tepki içindeydi...
Ta ki 8 Aralık 1980 tarihinde, akli dengesi bozuk bir Beatles hayranı Yoko'yu durdurma amacıyla gelip, onun gözünün önünde beş el ateş açarak henüz 40 yaşındaki Lennon'un hayatına son verene kadar...

Sean Lennon... Bu efsanevi aşkın meyvesi. 1975 New York doğumlu. O da tıpkı babası gibi müzisyen, şarkıcı, söz yazarı.

Peki ya, aşk hayatında da babasına benziyor mu..?
"Any girl who is interested must simply be born female and between the ages of 18 and 45. They must have an IQ above 130 and they must be honest. They must not have any clinical, psychological disorders... and a kind heart. clearly beautiful - I am completely alone and i am completely miserable."
Özetlersek; "18-45 yaşları arasında, dişi olarak doğmuş, IQ'su 130 ve üstü olan bir sevgili istiyorum. Dürüst olsun, psikolojisi bozuk olmasın; güzel bir kalbi olsun. -Elbette ki iç güzelliği daha önemli- Çok yalnızım ve çok berbat durumdayım."

Görsel: Wikipedia

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

17 Ağustos 2013 Cumartesi (EK)


Konuyla ilgili rastladığım, o günlere ait gazete kupürü




30 yorum:

  1. arada bir ayrılıp tekrar bir araya gelme durumları da var ancak gerçekten Lennon'u müthiş derecede etkilediği ortada, Hatta bir ara Lennon Beatles den kopuyor, nedeni de ono, sonra tekrar Beatles e döndüğünde yanında onoyla dönüyor. Kaç yıl mutlu mesut bir aşk hayatları oldu onu tam bilmiyorum, ama Lennnon için çok büyük bir aşk olduğu konusunda sizinle hemfikirim. Face sayfamda bende Lennon'un mutlulukla ilgili bir sözünü paylaşıp yaşadığı bu garip trajediden bahsetmeye çalışmıştım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yoko John'un miladı olmuş dediniz gibi.
      Ondan öncesini yok saymış adeta.
      18 ay süren bir ayrılık var hayatlarında; ama birbirleri olmadan yaşayamayacaklarını anlamış ve bir daha hiç ayrılmamışlar.

      Sil
  2. çok güzeller...
    böylesi çok güzel

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ''Böylesi'' derken neyi kastettiğini anlamadım nini...

      Sil
  3. Sean anne ve babasının kopyası gibi duruyor.her ikisinden de almış. aşk hayatı ise tamamen tersi durumda. ilginç gerçekten.
    Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tolga hoşgeldin...
      Aynen öyle.
      Ben de o amaçla en alta ekledim onu ve sarfettiği sözleri...

      Sil
  4. bence,kendi aile unvanlarını umursamayarak yalınlığı tercih eden kişiliği yanı sıra Lennon'ın şöhretini de hiçe satarak ardındaki yalın adama aşık oldu. İki yalın ruhun buluşması efsaneyi yarattı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ''İki yalın ruh'' sözü doğru tabir olsa da Lennon'daki o yalınlığın Yoko'nun eseri olduğu kesin. Onlar mutlu olmuşlar ya, gerisi boş aslında.

      Sil
  5. Yanıtlar
    1. Aralarındaki aşk çok büyükmüş gerçekten...

      Sil
  6. bu konuda BBC'de bir belgesel izlemiştim, aslında çok gelgitli bir ilişkileri olmuş ama neticede bağlılık çok büyük tabi. İzlemenizi tavsiye ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim bilgilendirdiğiniz için.
      En kısa zamanda bulup izleyeceğim.

      Sil
  7. Şimdiye kadar çizmiş olduğun profille bağdaşmayacak şekilde yaptığın Yoko Ono tanımının bulunduğu bu yazının üzerinde durulması gereken en önemli noktası, senin de belirttiğin gibi 'nasıl oluyor da böylesine gösterişsiz ve sıradan bir kadın 20 nci yüzyılın en efsanevi ve de trajik aşkında rol aldı?'
    30 yaşlarında bir erkeğin, kendinden yedi yaş büyük bir kadınla evlenmesi anneye olan özlemin bir karşılığı olarak gösterilemez, kaldı ki annesini onyedi yaşındayken kaybetmiştir, çok da erken değil. Anne onayının ondaki karşılığı olarak yorumlamak ise, Yoko Ono'ya ve giderek kadınlara yapılmış hakaret sayılabilecek türdendir.
    John Lennon, en önemli yapıtlarını Yoko ile evlendikten sonra vermiştir. Kendisini insanlığa ve barışa adaması, yaptığı müziğin de önüne geçmişti. Keşke diğerleri de onun çizgisinden gitselerdi. İnsanlığın geride bıraktığı son ikibin yılın en büyük şarkısını(imagine) Yoko ile birlikteyken yapmıştır. Bir ateist olan Lennon'un, din değiştirip Hristiyan olan Yoko'ya karşı önyargı duymadan aşık olabilmesi daha büyük bir erdemdir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şimdiye kadar çizdiğim profil sana göre nasıl bir şeydi de bu yazdıklarımla bağdaştıramadın Hektor? Cidden merak ettim bu sorunun yanıtını. Her şeyden önce; bu çifti ''efsanevi aşklar'' kategorimde en başa koymuş muyum, koymuşum.
      -Bu yazı bir araştırma sonrası genel hatlarıyla toparlayıp yazdığım bir paylaşımdır. Dolayısıyla buradaki cümlelerin neredeyse hiçbiri hayal dünyası eseri değil. Eğer sen de bu konuyla ilgili bir araştırmaya yönelecek olursan ''üzerinde durulması gereken nokta'' olarak belirlediklerini en başlarda göreceksin. Yoko'nun ''yaşı kendinden büyük bir kadın'' olarak nitelendiğini, anne onayının ya da özleminin ondaki karşılığı olup olmadığının sürekli sorulduğunu
      Kaldı ki yazıda bu noktalara değinirken bunu ben kendi fikirlerim olarak değil ''bu soruların yanıtını arayacak olursanız'' girizgahını kullanarak, öğrendiklerimi ''Öyle miydi gerçekten?'' şeklinde okura yönelme yaparak ifade etme yolunu seçmiştim.
      Eşinden 7 yaş büyük olması beni ilgilendirir mi? Hayır kesinlikle.
      Tam tersine, ayakta alkışlarım. Çünkü bunu başarabilen kadın sayısı fazla değildir.

      Bu yazıdan çıkarılacak bana ait fikirlere gelecek olursak:
      -Yoko Ono güzel bir kadın değildir, hatta çirkin ve sevimsiz bir kadındır. Çünkü gülümsediği doğru dürüst bir fotoğraf bile yoktur ( ''sıradan'' ve ''gösterişsiz'' tabirleri bu amaçla kullanılmıştır).
      -Aristokrat bir ailenin iyi bir eğitim almış, sanatla ilgilenen, entelektüel kızıdır, kalitelidir. Lakin dünya barışı için ürettiği projelerin geneli ''acayip''tir. En azından John'la birlikte çektirdiği (üstelik hiç de estetik olmayan) çırılçıplak fotoğraflardan anlaşılmaktadır.
      -Bu aşkta taviz veren taraf sürekli Lennon olmuştur.
      Fakat ''Imagine'' ile ilgili fikirlerim sizinle aynıdır.
      -Dünya nüfusunun hatırı sayılır bir oranı tıpkı benim düşündüğüm şekilde düşünmektedir.

      Bu konuyla ilgili epeyce daha yazılabilir. Fakat şimdilik bu kadarı yeterlidir.

      Sil
  8. Profilinle bağdaştıramadığım yazın değil, tamamen fiziksel görünüme dayalı olarak yaptığın ve yerden yere vurduğun Yoko Ono tanımıdır. Senin de dediğin gibi; 'Japon Cadısı' yakıştırması, Beatles fanatiklerinin ve giderek Lennon fanatiklerinin, kendilerinden başka hiç kimseye ait olmasını istemedikleri bu hayranı oldukları adamın, Yoko Ono'ya olan aidiyetini kabul etmemelerinin neden olduğu öznel değerlerinin bir sonucudur.
    Bu konuda, 'Dünya nüfusunun hatırı sayılır bir oranı' gibi düşünmüyorum, sorun da orada zaten, hiç bir zaman çoğunluk gibi düşünemedim, hep azınlıkta kaldım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Demek ''tamamen fiziksel görünüme dayalı olarak yaptığım tanım yüzünden.
      Sürü psikolojisinden hoşlanan biri değilim, fakat sırf bu yüzden Yoko'nun fiziksel görünümünü güzel ve sevimli, çektirdiği çıplak fotoğrafları estetik bulacak değilim. Çünkü görünen köy kılavuz istemez.
      Siz bunun adını istediğiniz kadar ''Yoko'yu yerden yere vurmak'' koyun. Umurumda bile değil.
      Paul Mccartney'le aynı fikirdeyim bu konuda:
      ''Yoko! Oh no!!''

      Aşklarına saygı duyarım. Ama görünen o ki Lennon tanıştığı andan itibaren Yoko'yu ''efendisi'' olarak görmüş.
      Bu kadın John'a tanrısal biçimde hükmeden,''henüz hazır değilsin'' diye onu 18 ay eve kabul etmeyen, John'dan önce yaptığı evliliklerinden birinden olan kızı Kyoko yanındayken kızı olduğunu çevresine söylemekten imtina eden biri.
      Ha, Lennon'u düzensiz bir hayattan kurtarmış mı kurtarmış. Ruh birlikteliği kurmuşlar mı, kurmuşlar.Bu aşk efsane olmuş hala dillerde mi dillerde.

      Peki dünya barışına ne tür bir katkı sağlayabilmiş Yoko?
      O iğrenç fotoğraflar işe yaramış mı bari?

      Sil
    2. Hektor'a katıldığım noktalar var.Bi kere bi kadın kendinden 7 yaş birine aşık ol duğunda,kimse baba onayından söz et miyor ayrıca john lennon çokmu yakışık lı Allah aşkına,helal olsun o adama davuk bile dengi dengine :-) felsefesiyle malına ve şöhretine güvenerek buna dayalı bir ilişki kurmamış.Efendi köle olayına gelirsek;hiç kimse kendini bulmadığı,mutlu olmadığı birine bu kadar bağlanmaz,ister efendi-köle,ister özgür irade deyin.Arz-talep meselesi kardeşim.Alan razı,veren razı.

      Sil
  9. bir yanım john bir yanım lennon
    nerde benim yoko onu'm? :)

    fonda; imagine

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Matias, fonda ''Imagine'' olunca kendini ''tam olarak'' John Lennon hissettin demek :)
      Aman, dur. Senin Yoko Onon biraz güzel olsun bari :)

      Sil
  10. Ne orjinal bir cift degil mi? Benim Beatles sevgim anneannemden dolayi. Kucuklugumden beri o bana sarkilarini dinletmistir. Hatta Lennon'un hayatini anlatan bir filme gitmistik hic unutmuyorum. Kari koca yatakta bir roportajlari var ikisi de ciplak.!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adlarını duyduğumda filme gitmeye gerek kalmadan benim gözüm önümde beliren hep o yataktaki resimleridir.
      O derece kazıdılar zihinlere..
      Çünkü Yoko Hanım dünya barışı için sadece bu yataktan seslenmiş. Net'e girersen bu şekilde sayısız fotoğraf göreceksin.
      Hatta kahvaltılarını bile yatakta yapıyorlar!

      Sil
  11. Çok şekerler bence :)

    www.buketpoyraz.com

    YanıtlaSil
  12. Beatles ve John Lennon gençliğimizin unutulmaz hit sanatçılarından biriydi. Bu geniş kapsamlı bilgileri belleğimizde tekrar canlandırdığınız için teşekkür ederim. Dostlukla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mehmet Bey hoşgeldiniz.
      Blogunuz silinmiş görünüyordu.Yeniden açmanıza sevindim.
      Ziyaretiniz için ben teşekkür ederim.
      Dostlukla...

      Sil
  13. Sayın hocam, son yazılarınız neden yoruma kapalı?
    Bundan sonra böylemi devam edecek?

    YanıtlaSil
  14. Ben de Yoko'yu her gördüğümde içimde betimleyemediğim duygulara bürünürüm. Olumlu olmadığı bir gerçek :)) Yatakta ve muhtelif yerlerde çekilmiş çıplak fotoğrafların dünya barışına hiç bir katkı sağlamadığı gibi estetikten yoksun da. Ama aşk işte! Aşkın tesirinde olan insanların yapacakları şeylerin sınırı yok Zeugma'm :)

    Kocaman sevgilerle!

    Kocaman sevgilerle!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Duygularımız nasıl olumlu olabilir ki zaten?
      James Woodall, bu ikilinin adını taşıyan kitabında ''uyuşturucunun, yıllar boyu sürdürdükleri marjinal hayatın 'vazgeçilmez' bir parçası olduğundan, oğulları Sean dünyaya geldiğinde kesin olarak bıraktıklarından bahsediyor. Onca yıl süresince Vietnam Savaşı'nı protesto amaçlı ünlü "bed-in" gösterilerinde toplumun değer yargılarını sorgulamışlar bir de, düşün...
      Özetle; o sınırsızlıklarında aşkın tesirinden ziyade uyuşturucunun tesiri ağır basmış sevgili Zühreciğim :)

      Benden de kocaman sevgiler!

      Sil
  15. Nasıl oluyor da çirkin sayılacak bir kadını bir erkek sevebiliyor diye bolca yapılan yorumlar farkında mısınız ne çok. Buradaki kişi Mick Jagger olsa konu kapanır ve hiç kimse bu kadar çirkin bir adama niye güzel kızlar geliyor demez - ki John da ultra yakışıklı değil sonuçta. Ayrıca Ono da boş bir kadın değil bir sanatçı bir akıl gücü var. Ayrıca çirkinlik bir kadın için yazgıdır, seçim değil. Hem John Lennon, sakat, engelli, kör, sağır, topal bir kadını da sevemez miydi, suçmuydu bu?

    Ben buradaki yorumlarda herkesin erkeklik hormonuyla hareket ettiğini düşünüyorum, bunlar erkek kafası, buna hak veren kadın da ya kıksançtır yada erkeklik hormonu bol bir lezbiyen. Erkeğin beyni başka yerindedir gettosuyla konuşuyor herkes? O zaman kimse kusura bakmasın burada Yoko Ono hakkında çirkin evlenilmez kadın diyenlerin hepsi maganda oluyor?

    Bir kadın kalbi için, felsefesi için, yüreği için, karakteri için bile sevilmiyor ise sırf çirkin diye peki ama bu siz, sizin kızınız, anneniz olunca durum ne olacak? Yanındaki kadın güzel ise bir erkek başarılı ama çirin ise başarısız ve aptal konumuna sokulduğu sürece kadın her zaman META olarak kalacaktır. Bunun okumuşu, yazmışı, kültürlüsü kültürsüzü yok anladığım kadarıyla. İnsan her daim her yüzyıl mal geldi mal gidecek.

    Dip not: Kimsenin dikkatini çekmemiş ama, eklenen alttaki gazete kupüründe Beatle diye yazılmış ve hatta böyle yazılmaya devam edilmiş! Oysa Beatles olmalıydı neden acaba gazete veya gazeteci bunun farkına varmamış? :) Bir de Beatle'lardan denmiş sanki aşağı köyden biri gibi tanıtılmış, ilahi:)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazıya yapılan yorumların hepsini okumamışsın. Kadın aristokrat bir ailenin okumuş kızı, bunu kimse inkar etmiyor. Ancak adamı uyuşturucuya alıştırıp marjinal bir hayata sürüklemiş. Yataktan çırılçıplak barış çağrısı yapmak çok mu normal? John'u 18 ay eve sokmamış. Kendini onun efendisi sanan, kaprisli, gülümsemeyi bile bilmeyen tuhaf biri. Acaba ''çirkin'' tanımlamasına hepsini dahil etmiş olabilir miyiz? John'un yakışıklı olduğunu da kimse iddia etmedi bu arada... Çirkin olsun, sempatik, zeki ve iyi yürekli olsun. akılcı davranışlar sergilesin. bilmem anlatabildim mi?
      Çirkin , evlenilmez diyenlerin hepsi ''maganda'' oluyor demişsin ya. Bkz. TDK=> isim Görgüsüz, kaba, anlayışsız, terbiyesiz ve uyumsuz kimse
      Dolayısıyla bu tanım tıpatıp sana uygun :)
      Ağzına doladığın ''entelektüel'' sözcüğünün nasıl yazılması gerektiğini bilmiyorsun, bu biiir! Dipnot'unla öyle komik öyle komik bir duruma düşmüşsün ki anlatamam :)) Beatle'dır aslı... Çoğul oldukları için Beatles diye geçer. Beatles'lar mı yazacaktı orada. Ahaha:)) Yaz bak Google'a hep Beatle'lar diye kullanılır Türkçede. Ahkâm kesmeyi ne çok seviyorsun. Ancak, çok konuşan çok yanılır ve işte böyle mars olur . Kültürü, eğitimi çıkıverir ortaya. İlahiii :)))

      Sil